Jüpiter

Güneş sistemimiz içerisinde o kadar farklı gezegenler bulundurur ki biz insanları ve bilim dünyasını her geçen gün şaşırtmaktadır. Bugün sizlerle güneş sistemi serimizin Merkür, Venüs, Dünya ve Mars’tan sonra beşinci gezegeni olan Jüpiter’i ele alacağız. Kısa ama öz olarak inceleyeceğimiz bu gezegen hakkında birçok şey öğreneceğiz.

Jüpiter’in Tarihi

Tarihi Babil dönemine kadar yani 7. ve 8. yüzyıla dayanan Jüpiter ismini Roma’nın mitolojisinin tanrılarından olan Jüpiter’den almaktadır. İsmi daha çok astroloji alanında kendisini belirtirken bilim dünyasında Galileo Galilei tarafından 1610 yılında netlik kazanmıştır. Ayrıca Galileo Galilei Jüpiter’in ilk kez yuvarlak bir gök cismi olduğunu kanıtlayan kişidir.  

Jüpiter İle İlgili Yapılan Çalışmalar

Yakın geçmiş tarihinden bu yana Jüpiter hakkında birçok bilgi edinmek amacıyla projeler tasarlanmış, hayata geçirilmiş ve geçirilmeye devam edilmektedir. Bunlardan birkaçını söylemek gerekirse Pioneer 10 ve 11 uzay araçları, Voyager 1 ve 2 uzay araçları, Galileo programı, Cassini-Huygens programı, Ulysses uzay aracı ve Chandra X-ışını gözlem uydusu ve Hubble uzay teleskopu tarafından yapılan araştırmalardır. Bu proje ve araştırmalar sayesinde Jüpiter hakkında çeşitli bilgiler edinilmiştir. Atmosferi, yüzey yapısı, gezegenin yapısı, manyetosferi vs. konular irdelenmiştir.

Jüpiter’in Atmosferi Özellikleri

Jüpiter nam-ı diğer Erendiz bilim dünyasında güneş sisteminin gaz devi gezegenleri arasında yer almaktadır. Gaz devi olmasının sebebi ise yapısında çoğunlukla gazların bulunmasından kaynaklanmaktadır. Diğer gaz devleri gezegenler ise Satürn, Uranüs ve Neptün’dür. Jüpiter atmosferinde moleküler hidrojen oranı %88, helyum oranı ise %12’dir. Diğer atmosfer bileşikleri birden daha az oranla bulunur. Bunlar ise şöyle sıralanabilir: su buharı, azot, metan, amonyak, karbon, oksijen, etan, hidrojen sülfat, kükürt ve fosfordur.

Yaşama elverişli olmayan bu gezegen güneşe 778 milyon kilometre (5,2 au “au: astronomik mesafe”) uzaklıkta yer alır. Bu şöyle anlaşılabilir. Dünya ile güneş arasındaki mesafe 1 au olarak kabul edilir. Yani Jüpiter güneş sisteminde dünyadan 5,2 kat daha uzaklıkta yer almaktadır. Jüpiter’in bu kadar uzakta olması sebebiyle Jüpiter’de bir yıl 12 Dünya yılı (4333 Dünya günü) kadardır. Jüpiter’de 1 gün ise güneş sisteminde en az gün süresi olan gezegendir. Öyle ki 1 gün yaklaşık olarak 10 saat sürmektedir. Daha detaya inildiğinde ise gruplara ayrılmış gün kavramı vardır. Bu durum şöyledir:

Giovanni Domenico Cassini 1690 yılında kutuplar ve ekvator bölgesinin farklı sürelerde döndüğünü keşfetmiştir. Sonradan yapılan birkaç araştırma sayesinde bu gözlem duyarlı ölçümlerle doğrulanmış ve gezegen için “Sistem I” ve “Sistem II” olmak üzere iki ayrı dönme süresi tanımlanmıştır.

Sistem I: Ekvator bölgelerinde dönüş süresi 9 saat 50 dakika 30,003 saniye olduğunu ifade eder.

Sistem II: Kutup bölgelerinde dönüş süresi 9 saat 55 dakika 40,630 saniye olduğunu ifade eder.

Sistem III: Jüpiter’den yayılan mikrodalga ve radyo dalga boyundaki ışınımların ise 9 saat 55 dakika 29,730 saniyelik bir dalgalanma göstermelerine dayandığı gösterilir ve Jüpiter’in gerçek dönüş süresi olarak bilinir.

Jüpiter’in Fiziksel Özellikleri

Gezegenin fiziksel özelliklerine baktığımızda kutuplardan 0,06487 oranında daha basık ekvatordan ise birazcık şişkin olduğu görülür. Buna elipsoit şekli denmektedir. Ekvatoral çapı 142.984 km iken kutup kısmının çapı 133.709 kilometredir. Bu da yaklaşık olarak dünya çapının 10.5 katına eşit olduğu anlamına gelmektedir. Kütlesi 1.889×1027 kg iken hacmi 1.431×1015 km3’tür. Eksen eğikliğine baktığımızda ise bu oran 3,03o olarak görülür. Yüzey sıcaklığı ortalama 157 K (-116 C), minimum sıcaklığı ise 110 Kelvine (-163 C) eşittir. Ayrıca Jüpiter’in etrafında dolaşan 80 farklı uydusu vardır. Bu uyduların bazıları ise Gaynmede, İo, Europa’dır   Ek olarak ise çokta ayırt edilemeyen bir halkası bulunmaktadır.

Jüpiter’in Yapısı

Gezegenin yapısına baktığımızda çekirdekte demir ve ağır metaller bulunur. Etrafında ise daha hafif elementleri içeren bir kaya ve buz katmanından oluşan çekirdek bulunur. Çekirdekte sıcaklık 20.000 Kelvin, basınç ise 100 megabara yakındır. Yüksek basınçlar nedeniyle yoğunluğu 20 g/cm3 olan bu katmanın yarıçapı 10.000 km’den küçüktür ama kütlesi Dünya’nın 10 katından fazladır. Manto kısmı 40.000 km kalınlığında ve metalik hidrojenden oluşur. Bu metalik hidrojen ise sıvı fazda olduğu tahmin edilmektedir. Yüzeyinde ise kaya veya benzeri katı cisim bulunmamaktadır. Yaklaşık olarak 20.000 kilometrelik bir metalik hidrojenin gaz kısmı bulunur ve atmosferi bu gaz kısmı oluşturmaktadır. Mantodan yukarı doğru yükseldikçe yoğunluk ve sıcaklık düştüğünden dolayı sıvı metalik hidrojenden gaz metalik hidrojene geçiş yaşanır ve atmosferin asıl kısmına geçilir.  

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s