Ekonominin Temel Sorunu: Alım Gücü Düşüşü

Ülkelerin ekonomilerini etkileyen birçok farklı unsur bulunmaktadır. Ancak gözle görülen en büyük ekonomik temel unsuru alım gücüdür. Alım gücü bir ülkenin kendi para birimi ile ithal ya da yerli ürünleri ne oranda alabildiğini göstermektedir. Bir ülkedeki alım gücü yüksekse yurtdışından gelen ürünlerin fiyatları düşük olacaktır. Eğer alım gücü düşükse gelen ürünler yerli de yabancı da olsa yüksek fiyatlardan satılacaktır. Peki, alım gücü düşüşü nedenleri nelerdir?

Alım Gücü Neden Düşer?

Photo by Pixabay on Pexels.com

Alım gücünü etkileyen başlıca unsur enflasyondur. Enflasyon bir malın normal değerinin, ülke para birimi karşısında artış ve azalışını göstermektedir. Genellikle enflasyona neden olan sebeplerin başında arz talep dengesizliği görülmektedir. Örneğin ülkede üretilen, endüstriyel, tarım ve hayvancılığa bağlı olan mal miktarı düşük para miktarı yüksekse o zaman ortaya enflasyon çıkacaktır. Enflasyonun olduğu ülkelerde bir malın alış ücreti diğer ülkelere nazaran çok daha yüksek fiyatlı olmaktadır. Alım gücü neden düşer sorusuna verilecek ilk cevap enflasyondur.

Enflasyondan bahsederken aslında bir başka nedenden de bahsetmiş olduk. Arz talep dengesizliği, ülke içerisinde üretim miktarında düşüş, tüketim miktarında artış gözlemlendiğinde ürün ve mal ihtiyacı ithal edilerek karşılanır. Bu da devletin ve milletin cebinden dış piyasaya doğru para akışına neden olacaktır. Alım gücü yerli üretimin artmasıyla birlikte artar. Çünkü yerli üretim yapıldığında şunlar olur;

  • Ülke her türlü sektörde iç piyasanın taleplerini karşılar
  • Yerli ürünlerin fazla miktarda üretimiyle dünyada ticaret payı artar
  • Dışa bağımlılık azalır
  • İthal ürünler iç piyasadaki ürün ihtiyacına bağlı olarak değer kaybeder
  • Ülkedeki yerli kaynaklar değer kazanır
  • Yabancı yatırımcı üretim miktarı ve yeterliliği nedeniyle ülkeyi tercih eder

Alım Gücü Düşüşü Nasıl Anlaşılır?

Photo by Karolina Grabowska on Pexels.com

Enflasyon artışı ve alım gücü düşüşü yaşanan ülkelerde fiyat değişimlerine rastlamak mümkündür. Ancak bu değişim tek taraflıdır. Yani bir ürün düşünelim, alınan bir ürünün döviz bazlı büyük bir fiyat değişimi yaşanmazken TL bazlı yüksek fiyat farkı yaşaması örnek verilebilir. Günümüzde alım gücünde yaşanan düşüş yıllar arası fiyat farkı, hatta değişim oranına göre bir yıl içindeki fiyat farkından dahi anlaşılabilir. Ülkemizde en büyük tartışma konularından biri tüm ürünlerin fiyat artışı göstermesidir. En temel tüketim ürünlerinden ekmeği baz alırsak, ekmek fiyatı Ocak 2021 yılında 1,5 TL iken bu sabah birçok sosyal medya hesabında yapılan paylaşıma göre fiyat aralığının 3 – 4 TL arasında olması bekleniyor.

Bunun başlıca nedeni hammadde maliyetindeki artıştır. Un fiyatlarında artış görülmesi nedeniyle fırınlar üretim için daha yüksek maliyet harcıyor, bu durumda ekmek ve diğer tüm mamullere yansıyor. Yani yine alım gücündeki ani düşüş ve ekonomik yaşanan sıkıntılar direkt olarak vatandaşın zararına oluyor.

Döviz Kuru Alım Gücünü Etkiler Mi?

Photo by Karolina Grabowska on Pexels.com

Döviz kuru birçok ülkede büyük bir etken değilken Türkiye’de artan maliyetlerin başlıca nedeni döviz kurundaki ani artışlardır. Dışa bağımlığı yani dış piyasadan çeşitli ürün ve mamul alımı yapan ülkeler döviz oranlarına bağlı olarak ödeme yapmaktadır. Eğer bir ülkede döviz artışında ani yükselmeler meydana gelirse alım gücünde de ani düşüşler yaşanmaktadır. Maalesef bu yıl ani artışlarla dolar ve diğer döviz kurları bu değişimin başlıca sebepleri haline geldi.

Alım Gücü Nasıl Yükselir?

Bir ülkede alım gücü yükselmesi için 3 farklı önemli unsur ön plana çıkmaktadır. Bunlar yerli üretimde artış, ekonomik istikrar ve piyasadaki para miktarında azalma gerekmektedir. Bir ülkede yerli üretim miktarı iç piyasa için yeterli olduğunda ve dış piyasaya satılabilecek kadar yüksek olduğunda ekonomi pozitif yönde büyüme göstermektedir.

Ekonomik istikrar oluşabilmesi için sağlam bir ekonomik politika izlenmeli istikrarlı büyüme gösteren ekonomiler halkın ihtiyaçlarını kolayca alabildiği, yüksek yatırım yapılan, büyüme potansiyeli olan ülkelerde görülmektedir. Ekonomik istikrar için başlıca gereksinim oturmuş bir para politikasına sahip olmaktır. Ülkedeki yatırımcı da vatandaş da yatırımlarının TL bazlı zarar etmeyeceğinden emin olduğunda istikrar sağlanmış demektir.

Son olarak ise para miktarındaki dengedir. Aşırı yüksek miktarda para basımı ülke içinde enflasyonu tetikler. Çok fazla para çok fazla alım gücü anlamına gelmemektedir. Bu sebeple para basımı ülkenin merkez bankasındaki altın likiditesine bağlı olarak tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi basılmalıdır. Aksi halde paranın değeri kalmayacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s