VENÜS / VENUS

Günümüz Dünya’sında yeni canlılar keşfetme amacındayız. Sadece bizden akıllı ya da büyük olanı değil, mikro boyutta olan (bakteri, virüs vs.) canlılar bir diğer adıyla mikroorganizmalar bile bize yol veya farklı alanda yaşama olanağını gösterme fırsatı yaratabilir. Venüs’te bunlardan sadece biri. Bu haftaki yazımızda Venüs’e dair birçok konuyu sizler için ele aldık ve inceledik.

Resim WikiImages tarafından Pixabay‘a yüklendi

VENÜS’ÜN TARİHÇESİ

Çoğunlukla gün batımında veya gün doğumunda görülen en parlak yıldız olarak bilinir. İlk olarak M.Ö. 7. Yüzyılda Ammisaduqa tabletinde kayıtlara geçmiştir ve Babillerin M.Ö. 1700-1600 yılları arasında bu yıldızın varlığını araştırmışlardır. Önceden Tan Yıldızı, Sabah Yıldızı veya Akşam Yıldızı olarak anılmıştır. Diğer isimleri de Çolpan, Zühre ve genelde çoğumuzun aşina olduğu Çoban Yıldızı aslında Venüs gezegenidir. Venüs gezegenine Eski Yunan döneminde iki farklı ad verilmişti. Bunların ilki “Phosphorus” yani sabah yıldızı, diğeri “Hesperus” yani akşam yıldızı denmekteydi. Daha sonra Pisagor bu iki yıldızın aslında aynı gök cismi olduğunu keşfetmiş ve beraberinde Heraklit, Venüs ve Merkür’ün Güneş’in çevresinde döndüğünü ortaya atmıştır. Böylelikle o dönemde ilk kez “güneş merkezli görüş” ile tanışılmıştır. Adını Eski Roma tanrıçası olan Venüs’ten almıştır (Venüs tanrıçası Eski Yunan’da Afrodit’in karşılığıdır). Antik dönemlerden beri ilgiyle karşılanan gezegen ilk başlarda ay ve güneşten sonra en parlak cisim yüzünden yıldız olarak anlaşılsa da yanlışlık fark edilip sonralarda gezegen olarak anılmaya başlanmıştır. Astronomik olarak sıklıkla kendinden söz ettiren Venüs, astroloji alanında “kadınlık sembolü” ile özdeşleşmiştir. Dönemin ve uygarlıkların gelişmesiyle astronomi alanında da başarılar gösterilmiştir. Galileo Galilei 1610’da Venüs’ün evrelerinin olduğunu fark etmesiyle güneşin etrafında döndüğünü bir kez daha kanıtlamış oldu. Bu araştırmaları Mihail Vasilyeviç Lomonosov (1761), Johann Schröter (1793) ve beraberinde birçok kişi araştırmalarını genişleterek daha fazla bilgi topladılar.

Resim WikiImages tarafından Pixabay‘a yüklendi

VENÜS ARAŞTIRMALARI

Bilim insanlarının Dünya dışı yaşam arayışlarının ilk gezegenidir Venüs. Yaklaşık olarak 1960’lı yıllarda çalışmalara başlanan Venüs’te yaşam arayışları için birçok uzay ve yörünge aracı ya kalkış yapamadı ya kalkıştan bir süre sonra yeryüzüne tekrar düşerek patladı ya da Venüs’ün atmosferine uyum sağlayamayarak görevi sonlandırıldı. Venüs’e dair değerli bilgi ileten ilk uzay aracı ise Mariner 2 (1962) sayesinde sağlandı. Sağladığı bilgiler ise gezegenin sıcaklığı oldu. Bu uzay aracını Venera 9-10-13-14 araçları takip etti ve Venüs ile alakalı görseller, atmosfer yapısı ve bileşenleri ile ilgili birçok somut örneklere sahip olundu. Tabi bunların hepsi NASA (National Aeronautics and Space Administration-Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) tarafından desteklenerek gerçekleştirilmiştir. Son uzay aracı ise 1990 yılında Magellan adlı aracı Venüs’ün yörüngesine sabitlemiştir ve kayda değer birçok veri alınmıştır.

Resim Hans Braxmeier tarafından Pixabay‘a yüklendi

VENÜS’ÜN ATMOSFERİK DURUMU

Güneş sistemimizin ilk gezegeni Merkür’ün ardından ikinci gezegenin Venüs olduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla da ilk akla gelen Merkür güneşe daha yakın olduğu için daha sıcak olmasıdır ama Venüs’ün atmosferi hem kalın hem de sera gazı yüksek derecede olduğundan dolayı güneş sisteminin en sıcak gezegeni Venüs’tür. Bunun sonucunda ise Venüs’ün sıcaklığı 464 oC ‘yi bulabilmektedir. Kısaca Venüs, atmosferinden giren güneş ışınlarının dışarı çıkmasına izin vermemektedir.

Venüs çoğu zaman dünyamızın ikizi diye anılabilir. Bunun nedeni ise hacim ve çap olarak Dünya’ya çok benzemesidir. Venüs’ün yarı çapı 6051 km (Dünya’nın ise yaklaşık olarak 0,9499’luk kısmına denk gelir.) ve hacmi 4,8675×1024  kilogramdır (bu da Dünya’nın yaklaşık olarak 0,815’ine denk gelmektedir.). Atmosferik özellikleri ve bileşenleri ise dünyadaki oranların hemen hemen tersi sayılabilir. Venüs’ün atmosferinin %96,5’ lik kısmını karbondioksit, %3,5’lik oranını azot ve kalan kısmını su buharı, argon, karbon, sülfür dioksit, helyum, neon, hidrojen klorür, hidrojen florür karbonil sülfat oluşturmaktadır. Karbondioksitin bu denli yüksek miktarda bulunması da yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarını soğurması sonucunda gezegen yüksek dereceli ısıya maruz kalmaktadır. Öyle ki Venüs’ün zemininde 1000’den fazla aktif volkan olduğu düşünülüyor ve akıntı boyları da soğuk hava olmadığından uzun kanallar boyunca sürüp gidiyor.

Resim WikiImages tarafından Pixabay‘a yüklendi

VENÜS’TE 1 GÜN VE 1 YIL

Venüs gezegeninin en çarpıcı özelliklerinden biri ise kendi ekseni etrafında diğer gezegenlerin tam aksi yönünde döner. Yani Merkür, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn ve Neptün saatin döndüğü yönde hareket ederken Venüs’te ise tam tersi durum söz konusudur. Böylece gezegende Güneş (Dünya’ya göre) batıdan doğar doğudan batar. Başka ayırt edici özelliği ise Venüs’te 1 gün, 1 yıldan daha uzun sürededir. Yani Venüs, Güneş’in etrafındaki yörünge dönüşünü 224 Dünya gününde tamamlarken kendi ekseni etrafındaki dönüşünü 243 Dünya gününde tamamlamaktadır. Ayrıca gün doğumu ve gün batımı arası 116 Dünya gününe eşittir. Bunlara ek olarak ise Venüs’ün Dünya gibi kutuplardan veya ekvatoral bölgesinden hiçbir basıklığı bulunmamaktadır yani basıklığı 0’dır. Eksen eğikliği ise 2,64o’tür.

Resim GooKingSword tarafından Pixabay‘a yüklendi

MANYETİK ALAN

Güneş sistemimizde birçok uydu bulunmaktadır ama bazı gezegenlerde hiç yoktur. Merkür ve Venüs, güneşin manyetik alanının bu gezegenlere oranla daha çok olmasından kaynaklı kendi uydularını kaybetmiştirler. Özellikle Venüs’ün manyetik alanının yok denecek kadar az olması etrafında uydu barındırmaya da yetmemektedir. Manyetik alanın iç yapıda oluşması için 3 etken gereklidir. İletken bir sıvı, kendi ekseni etrafındaki dönüş ve konveksiyondur. İletken bir sıvı olarak çekirdek baz alınabilir. Venüs’ün kendi etrafındaki dönüşü yavaş olması azda olsa manyetik alan yaratabilir ama bir konveksiyonel bir durum olmadığı için ya da gereğinden az olduğu için kendi manyetik alanı diğer gezegenlere oranla yok denecek kadar azdır.

VENÜS’TE YAŞAM

1960’lı yıllardan beri uzay aracı ve yörünge aracı fırlatılmaya çalışılan ve bazılarının başarıyla sonuçlanması ardından Venüs ile alakalı birçok bilgi öğrenmiş durumundayız. Bizim çoğunlukla aradığımız şey ise başka gezegende yaşam olanağıdır. Bu olanak Venüs gezegeninde birçok kez tartışma konusu olmuş ve itirazlar yapılmıştır. 2020 yılının Eylül ayında ise Venüs’ün atmosferinin yüksek kesimlerinde (yeryüzünden yaklaşık 50 bin km yükseklikte) Fosfin molekülü bulunmuştur. Fosfin Dünya’da kimyasal yollardan üretilmekte veya penguenlerin bağırsakları tarafından üretilmektedir. Sonuç olarak -bizim bildiğimiz derecede- ya bir mikrobiyal yaşam fosfini üretmekte ya da bizim bilmediğimiz bir kimyasal süreç bu durumu gerçekleştirmektedir. Bu olasılıklara yol açan ise dünyada fabrika ortamında veya yaşamsal ortamda üretilen fosfin miktarı 1 milyar molekülde 1 iken Venüs gezegeninde bu oran 1 milyar molekülde 20’dir. Beraberinde birçok eleştiri olmasına rağmen daha doğru araştırılmasına yol açmış ve Dünya gündeminde konu olmuştur. Venüs’te yaşam var ise çok yüksek sıcaklıkta yaşayabilen mikroorganizmalar var demektir ve bu da Dünya dışı yaşamın var olduğunu daha da kanıtlanır hale getirebilir.

Resim Alexander Antropov tarafından Pixabay‘a yüklendi

Venüs’ün daha iyi araştırılması için NASA yöneticisi Bill Nelson 2028-2030 yılları arasında Venüs’e uçuş gerçekleştirecek iki misyon için 500 milyon dolarlık bütçe ayırdıklarını duyurdu. Potansiyel bilimsel getirisi ve yapılabilirliği yüksek olmasından kaynaklanan iki misyonun amacı Venüs’te kurşunun nasıl eridiğini ve gezegenin neden cehenneme bu kadar benzediğini bulmaktır.

İki misyonunda birer uzay aracı vardır. Bunların ilki “Davinci+” ve “Veritas”tır.

  • Davinci+ (açılımı: Venüs Derin Atmosfer Asal Gazları, Kimyasal ve Görsel İnceleme) uzay aracı; gezegenin jeolojik yapısını, okyanusun olup olmadığını, atmosferini, gelişimini ve yüksek çözünürlüklü fotoğraflarını aktarırken,
  • Veritas (açılımı: Venüs Salımlılık, Radyo Bilimi, InSAR (radarla haritalandırma tekniği), Topografi ve Spektroskopi) uzay aracı; radar yardımıyla yükseltileri tespit edip, aktif volkanların olup olmadığını, depremlerin yaşanıp yaşanmadığını ve fay hatları varsa hareketlerini detaylıca inceleyecektir.

Gezegene veya başka bir ötegezegene ait bu tarz çalışmalar ve araştırmalar devam ettikçe kendi varlığımızı daha da ileriye götürme olanağına ya da kökenimizi bulma adına önemli kanıtlar elde edeceğiz. Bu yazımızda Venüs gezegenine ait çoğu bilgiyi sizler için detaylıca derledik. Bu tarz yazıların devamı için lütfen takip etmeyi unutmayın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s