EYLEMBİLİM- OĞUZ ATAY

Kitabın Türü: Edebiyat, Roman

“Yarım kalmış, gerçekleştirilememiş hayallerimin hüznünü yaşıyorum.”

Herkese merhaba, bu hafta Oğuz Atay’ın ölümünden sonra yayımlanan yarım kalmış romanı Eylembilim’i yorumlayacağım. Eylembilim, 1987 yılında Oğuz Atay’ın Günlüğüne ek olarak yayımlanır. Daha sonra kızına üstünde gönderenin adının ve soyadının olmadığı bir paket gelir ve paketin içinden Eylembilim’in kayıp 74 sayfalık bölümü çıkar ve bunun sonucunda da 1998 yılında ayrı bir kitap olarak basılır. Açıkçası gizemli bir basılma hikayesi var romanımızın.

Çok da uzun olmayan kitabın içeriğinden genel olarak bahsetmem gerekirse; Server Gözbudak bir üniversitede profesörlük yapmaktadır. Kendisi evli ve iki çocuk babası kendi halinde yaşayıp giden bir adamdır ama yazarımızın tahlilleri ile dikkat çekici bir kahramana dönüşür. Dönemin siyasi olaylarının üniversitelerde nasıl bir etki gösterdiğinin ve özenti batıcılığı Server Özbudak üzerinden anlatılmış. Öğrencilerin bir arkadaşlarının vefat etmesi üzerine akademik kadronun katılımıyla bir tören düzenlenir. Herkes cenazenin nereye gömüleceği konusunda fikirlerini belirtir. Öğrenciler, vefat eden (öldürülen yazmam daha doğru olacak belki ama yüreğim kaldırmıyor) arkadaşlarının okulun arkada bahçesindeki heykelin altına gömülmesini istiyorlar ve böyle akıp gidiyor kitap.

Oğuz Atay, diğer kitaplarında olduğu gibi düşünmeye, sorular sormaya, eleştirmeye davet etmiş bizleri. Kitabı okurken sindire sindire okudum, keşke tamamlanamamış bir cümle ile bitmek zorunda kalmasaydı Oğuz Atay’ın ömrü romanını yazmaya yetseydi. Çünkü o kadar güçlü bir konusu var ki, okuduğunuz zaman bana hak vereceğinizden eminim.

Ne kadar doğru bilmiyorum ama bir yerde kitabın isminin Eylembilim olması hakkında şöyle bir bilgi edinmiştim. Kitabımızın anlatıldığı o çalkantılı dönemde eylem, bilimin önüne geçtiği için adı böyleymiş ama dediğim gibi ne kadar doğru bu bilgi bilmiyorum. Bunun hakkında bir bilgisi olan var ise yorum olarak yazarsa çok sevinirim.

Kitabın dili diğer kitapları ile kıyaslandığı zaman oldukça yalın ve olay odaklı. İç sesini çok güzel kullanmış, kelimeleri ilmek ilmek işlemiş. Daha fazla uzatmadan küçük bir alıntı ile bitireyim: “Her balığın içinde yüzeceği, ayrı bir denizi vardı.”

İyi okumalar diliyorum, okur kalın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s