YÜREĞİNİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT – SUSANNA TAMARO

Kitabın Türü: Edebiyat, Roman

“Çok uzun zaman yaşadığım ve pek çok kişi yitirdiğim için biliyorum ki ölüler yoklukları ile değil de, onlarla bizim aramızda, söylenmeden kalan sözler yüzünden keder verirler asıl.”

Herkese merhaba, bu hafta seksen yaşında bir büyükannenin kendisinden çok uzaktaki torununa yazdığı mektuplardan oluşan bir kitabı yorumlayacağım. İçeriğini okumadan kitabın isminden bir aşk romanı olduğunu düşündürüyor, açıkçası ben de konusuna bakmadan önce öyle düşünmüştüm. Kitabımız mektuplardan oluşuyor fakat romanlaştırılmış, sadece mektuplardan oluştuğu gibi bir düşünce belirmesin o yüzden.

Roman, 80 yaşında yaşlı bir kadının büyütüp yetiştirdiği torununa yazdığı ama asla postalamadığı mektuplardan oluşuyor. Yaşlı kadın çok kötü ve hatırlanmak istenmeyecek bir trafik kazası sonucu kızını kaybediyor ve kızından ona kalan tek miras olan torunu ile yaşamını sürdürüyor. Fakat farklı kuşak olmalarından dolayı aralarında yaşanan kavgalar sonucunda artık paylaşacak bir şeyleri kalmadığı için birbirleriyle konuşmuyorlar bile. Bu diyalogsuzluğun sonucunda torun aniden aldığı bir kararla büyükannesini terk ediyor ve Amerika’ya gidiyor. Kadıncağız da evde bir başına torununun köpeği ile yaşamak zorunda kalıyor. Bundan sonrası yazdığı ama asla postaya vermediği mektuplar…

Nasıl söylenir bilmiyorum ama torunu bence değerbilmez bir kişi. Büyükannesi onu bin bir zorlukla büyütüyor ve o kalkıp Amerika’ya gidiyor. Kadının içinin kan ağladığına eminim ama bu kararı karşısında hiçbir şey söylemeyip onu destekliyor ve her zaman için içinden geldiği gibi davranmasını öğütlüyor. Ben olsaydım bu yücelik karşısında alçalır ve sırf bu yüzden bile bırakıp gidemezdim. O kadar üzücü ki, yaşlı kadının yerinde olmak istemezdim. Çok etkiledi beni bu kısmı kitabın. Mektuplarında ve genel olarak torunu ile olan yaşamında her zaman ona, yüreğinin sesini dinlemesini gerektiğini ve mutluluğu bu şekilde yakalayabileceğini öğütledi durdu. Belki de sırf bu yüzden gitme kararında destekçisi oldu bilemiyorum.

Kitap, oldukça yalın ve gündelik bir dil ile yazılmış. Büyükannenin yazdığı mektuplar, kendisinin ve kaybettiği kızının gizli kalmış yönlerini anlatırken bir yandan da kendisiyle yaptığı iç hesaplaşmaları içeriyor. Her okuyanın kolayca anlayabileceği nitelikte, su gibi akıp giden bir üslup hakim kısaca.

Daha fazla uzatmadan büyükannenin torununa öğüdü ile bitiyorum yorumumu: “Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yaptığımız yolculuktur; o özgün çağrıya kulak vermeli, yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.”

İyi okumalar diliyorum, okur kalın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s