DOĞAL AFETLER / KURAKLIK-EROZYON

Dünyada her yıl yüzlerce can alan ve maddi zararlar vermekte olan olaylardan biri de doğal afetlerdir. Doğal afetler doğada ve çevremizde sık sık yaşanmaktadır. Bu hafta doğal afetler serimizin dördüncü bölümünde erozyon ve kuraklığı ayrıntılı olarak inceleyeceğiz. Erozyon ve kuraklığın ne olduğunu, en çok nerelerde görüldüğünü, bu doğal afetleri etkileyen beşerî ve doğal faktörleri şimdi ayrıntılarıyla anlatacağız.

Kuraklık: birebir yaşamamış olsakta hemen hemen anlayabildiğimiz ve hakkında ufak bir düşüncemiz olduğu kavramlardan biridir kuraklık. Genel tanımı su yetersizliği ve yağışın az olduğu yerlerde ortaya çıkan doğal afettir. Bu tanımı biraz daha açarsak kuraklık, yavaş gelişen doğal afetlerden biridir. Buharlaşma oranı yağış miktarından fazla olduğu durumlarda kuraklık ortaya çıkar. Bu yüzden kuraklığın olduğu yerlerde su kıtlığı oluşmaktadır. Buharlaşma oranı az olduğundan dolayı bölgede nem oranı azalır. Nem azlığı ile beraber sıcaklık daha da yükselmektedir ve şiddetli rüzgarlar ortaya çıkmaktadır.

Resim _Marion tarafından Pixabay‘a yüklendi

Kuraklığın ne zaman ortaya çıkacağı tam olarak kestirilemez ve bu yüzden tam anlamıyla kesin önlemler alınamamaktadır. Ama devlet kurumlarının ve tarım ile uğraşan çiftçilerin bu duruma her an hazırlıklı olmalı ve eğer yapılacak bir şey varsa önceden planlanmalıdır. Bu sayede kuraklığın yaratacağı büyük etkiyi birazda olsa azaltılabilmektedir.

Kuraklığın birkaç türleri bulunmaktadır. Bunlar: meteorolojik, hidrolojik ve tarımsal kuraklıklardır.

Meteorolojik kuraklık: Yağış oranının belli bir dönem içinde normal düzeylerden daha az olması anlamına gelmektedir. Yağışın az olması ve sıcak bölgelerde buharlaşma oranının yüksek olmasıyla beraber nem oranı azalarak sıcaklıklar yükselir.

Hidrolojik kuraklık: meteorolojik kuraklığın çok uzun sürmesi ile gelişen bir olaydır. Yağış olayının olması ve beraberinde artan sıcaklık su olan bölgelerin buharlaşmasına yol açmaktadır. Bu su bölgeleri yüzey suları olmakla beraber yeraltı sularını da kapsamaktadır. Uzun süren bu kuraklık su seviyelerini düşürdüğü için çevrede yaşayan canlılar için çok büyük sorun haline gelmektedir.

Tarımsal kuraklık: Meteorolojik ve hidrolojik kuraklıkların tetiklediği tarımsal kuraklık çiftçiler için büyük bir tehlike arz etmektedir. Yağış almayan bölgelerde kuraklığın başlamasıyla toprakta su oranı gitgide düşerek yetersiz miktara gelmektedir. Yine kuraklık yüzünden nehir ya da akarsuların kurumasıyla sulama yapılamamakta ve ürünlerin gerekli besin maddesini alamamaktadır.

Her doğal afetin olduğu gibi kuraklığında birden fazla alanda etkileri de mevcuttur. Bunlar;

Çevre etkileri;

  • Nehirlerdeki balıkların azalması
  • Hayvanlar için otlak alanlarının azalması
  • Hayvanlar için gerekli besin kaynağı olmamasından kaynaklı besin kalitesizliği
  • Topraktaki su oranının azalması
  • Su alanlarının yetersizliği

Sosyal etkileri;

  • Üretimin azalmasıyla içecek ve yiyecek kıtlığı
  • İşsizliğin artmasıyla yoksulluğun artması
  • Ülke içinde rahatsızlanma
  • Çiftçilerin üretim yapamamasından kaynaklı işsiz kalan insanların köyden kente göç yaşanması

Ekonomik alandaki etkileri:

  • Tarım alanlarının verimlilik oranının azalması ve bitki hastalıkları
  • Otlak alanlarının azalmasıyla gelen canlı kayıpları
  • Nehir veya akarsuların buharlaşmasıyla ortaya çıkan balık üretimindeki azalmalar
  • Su fiyatlarının zamlanması
  • Tarım ile uğraşan kişilerin üretim yapamadıkları için gelirlerindeki düşüşler
  • Böcek istilaları ve orman yangınları
  • Üretimin azalmasıyla meydana gelen işsizlik oranlarının azalması
  • Devletin kasasına giren vergilerdeki azalma
  • Çiftçileri desteklemek amacıyla verilen kredilerin ödenmemesi veya kredi çıkmaması
  • Ülkenin büyümesindeki yüksek oranda azalma
  • Ürünlerin ihraç oranlarındaki azalmalar

Kuraklığın dünyada en fazla görüldüğü yerler; Cezayir’in Aoulef bölgesi, Şili’nin İquique ve Arıca şehirleri, Mısır’ın Aswan ve Luksor bölgeleri, Peru’nun ICA bölgesi, Namibya’nın Pelikan bölgesi, Antartika’nın Kurak Vadileri, Sudan’daki Halfa Vadisi ve son olarak Libya’nın El Kufrah bölgesi olarak örnek verilebilir. Ülkemizde ise kuraklık Akdeniz’in doğu bölgeleri, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin ufak bir bölümü ve İç Anadolu bölgesinin hepsi kuraklığın fazla görüldüğü yerlerdir.

Erozyon: Erozyon kelimesi kısa olmasına rağmen Dünya’da en etkili doğal afetlerden biridir. Erozyonlar bir ülkede veya herhangi bir yerde rüzgâr ve akarsuların toprağı ya da taşı aşındırarak başka bir yere taşıması olayına denmektedir. Erozyonlar dünya çapında özellikle tarım bölgelerinin olduğu alanlarda ülkeye çok büyük ekonomik sıkıntılar yaşatmaktadır. Akarsu ve rüzgarlar erozyon etkisi oluşturduğu bölgede toprağın üst katmanlarını başka bir bölgeye taşıdığında verimli olan arazi artık verimini kaybederek o bölgenin çölleşmesine sebep olmaktadır. Bu yüzden erozyon olan bölgede tarım yapılamamakta ve ekonomik sarsıntılar yaşanmaktadır. İstatistiksel açıdan bakıldığında ise erozyonlar dünyada tarım bölgelerinin yaklaşık %70’lik bir oranını yok etmiş durumdadır. Kalan %30’luk alanda ise tarım faaliyetleri yürütülmektedir.

Resim enriquelopezgarre tarafından Pixabay‘a yüklendi

Erozyon çeşitleri rüzgâr, akarsu ve özel erozyon çeşitleri olmakla birlikte toplam üç başlıkta incelenmektedir.

Rüzgâr erozyonu: küçük boyuttaki kum tanelerini, tozları ya da külleri şiddetli rüzgarların sayesinde bulunduğu yerden başka bir yere taşıması olayıdır. Taşınan bu küçük parçadaki parçalar rüzgâr sayesinde eğer hafiflerse yerden yüksekte uçabilir ya da ağırsa sürüklenerek taşıma işi gerçekleşebilir. Taşıma esnasında kum veya taş parçaları karşılarına çıkan kayaları da aşındırarak yok olmalarına sebep olmaktadır.  Taşınan bu toprak veya taş parçaları rüzgârın etkisini yitirdiği yere kadar sürüklenmekte ya da uçmaktadır. Eğer rüzgârın etkisini yitirdiği yer verimli bir tarım alanıysa oradaki toprak katmanının üstüne çöküp tarım arazisini verimsiz hale getirebilmektedir. Rüzgâr erozyonları bitki örtüsünün az olduğu yerlerde gerçekleşmektedir. Eğer rüzgâr erozyonunu önlemek isteyenler boş arazileri bitki örtüsü ile kaplamalıdır yani ağaç dikmelidirler.

Akarsu erozyonu: akarsu erozyonu hem su olarak hem de buz erozyonu olarak ikiye ayrılabilir. Her ikisi de aynı aşındırma ve taşıma şekillerine sahiptir. Tek farkları birinin buz diğerinin sıvı halde taşıma ve aşındırma işlemini gerçekleştirmektedir. Su ve buz erozyonları eğimli arazilerde görülmektedir. Aşağıya doğru kayan su ya da buzul kütleleri toprağı sıyırarak aşındırır ve gerilerinde aşınmış, üst katmanları soyulmuş şekiller bırakmaktadır. Geride bırakılan bu şekiller bazen doğa harikası olarak da adlandırılabilir. Taşınan bu toprak ya da taş parçaları eğimin az olduğu yerlerde yani suların ve buzulların etkisini yitirdiği yerlerin dibine çökmekte ve orada kalmaktadır. Bunun ülkemizde en güzel örnekleri ize buzulların oluşturduğu peri bacalarıdır.

Yağışlar da su erozyonunun oluşmasına katkı sağlamaktadır. Gökyüzünden sertçe düşen yağmur damlaları toprağı aşındırarak yani parçalayarak erozyonun oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Diğer erozyon çeşitleri: daha önceki doğal afetler yazımızda bulunan heyelan, toprak kayması, çığ ve kaya düşmeleri sayesinde aşındırdıkları toprak veya taşların taşınmasıdır. Ani olarak gelişen bu doğal olaylar toprak veya taş katmanını olduğu yerden koparak etkisini kaybedene kadar sürüklemektedir.

Resim enriquelopezgarre tarafından Pixabay‘a yüklendi

Her doğal afetin oluşumuna sebep olan birkaç faktör vardır elbet. Erozyona etki eden faktörler şunlardır.  

  • İklim; yağışların, rüzgarların ve sıcaklığın etkisiyle erozyonun tetiklenmesine yol açar. Rüzgarlar yüzünden yağmur damlaları toprağa sert düştüğünde yerdeki toprağı ya da taşı daha da fazla parçalayarak yağmur sularıyla beraber taşınarak erozyonu oluşturur. Sıcaklık ise genelde çöllerde görülen erozyon çeşididir. Gece ile gündüz sıcaklık farklarının fazla olduğu yerlerde kaya kütlelerinin kimyasal ve fiziksel olarak çözünmelerine yol açmaktadır. Çözünen bu kaya parçaları ise rüzgâr ya da yağışla başka bir bölgeye taşınmaktadır.
  • Yer şekilleri / Topografya; yer şekilleri erozyonun oluşmasında çok fazla öneme sahip bir olaydır. Arazinin engebeli, çok yüksek eğimli, eğim şekli vb. durumlar erozyona etki etmektedir. Eğimi fazla olan arazilerde ve bitki örtüsü az ise akarsu ya da buzul erozyonları etkisini daha fazla göstermektedir.
  • Toprağın özellikleri: toprağın fiziksel ve kimyasal niteliklerini kapsayan bir durumdur. Kimyasal özelliklerinde toprağın ne ile oluştuğu yani toprağı oluşturan element ya da maddenin ne olduğuna bakılırken fiziksel özelliklerinde toprağın çözünmesine karşı dayanıklılığına bakılmaktadır. Toprak yapısı eğer kolay çözünen madde yani kireç gibi ise rüzgâra ve suya karşı daha az dayanıklı iken daha fazla dayanıklı, daha az çözünme oranına ve sert dış yapısına sahip kaya çeşitleri daha uzun süreler rüzgâra ve suya dayanıklıdır ve çözünmeleri uzun zaman almaktadır. Dayanıklı olan kaya ve toprak parçalarında erozyon etkisi fazla görülmez iken kireç gibi maddelerde erozyon fazlaca etki göstermekte ve aşınmalarına yol açmaktadır.
  • Bitki örtüsü; beşerî faktörlerin etkisi ile gelişen etkilerden biridir. Ormanlık alanların veya bitki örtüsünün tahrip edildiği alanlarda erozyon daha fazla görülürken bitki örtüsü yoğun olduğu bölgelerde erozyon toprağın ya da taşın taşınmasını engelleyerek oldukları yerlerde kalmalarını sağlamaktadır.

Erozyon oluşumunu önlemek ya da en azından etkisini en aza indirmek amacıyla birkaç farklı önlemler alınmaktadır. Bunlar;

  • Boş arazilerdeki bitki örtüsünü daha da yoğunlaştırarak erozyon önlenebilir. Çünkü bitkilerin yaprakları ve kökleri sayesinde toprak ya da taş daha fazla birbirine kenetlenerek yerlerinde durmalarını sağlar. Ayrıca yağmur damlalarının rüzgâr yüzünden toprağa sertçe düşmesini engelleyerek taşın veya toprağın aşınmasını engeller.
  • Eğimli araziler tarım bölgesi haline getirilmemesi erozyonun etkisini azaltabilir.
  • Nadasa bırakılan toprakların azaltılması erozyon oluşumunu engelleyebilir.
  • Tarım işçilerinin ya da gerekli kişilerin devlet tarafından erozyon hakkında bilinçlendirilmeli ve erozyon oluştuğunda ne yapılması gerektiği hakkında planlama yapılmalıdır.
  • Akarsular veya buzulların erozyon oluşturmaması için erozyon riski olan bölgelere setler inşa edilebilir.
  • Otlak arazilerde çok fazla hayvanın otlatılmaması erozyon oluşumunu yavaşlatabilir.

Erozyon dünyada en fazla çöllerde meydana gelmektedir. Örneğin Sahra Çölü, Gobi Çölü vb. Güney Amerika kıtası, Afrika kıtası, Hindistan, Çin, Kuzey Amerika’nın güney ve batı bölgeleri, Avrupa kıtasının orta ve güney bölgeleri ve Asya kıtasının neredeyse tamamında hem rüzgâr hem de akarsu erozyonları görülmektedir.  Ülkemizde ise erozyon, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görülmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s